»  Arşiv »  ANA SAYFA »  RESİM GALERİSİ »  SLAYT »  ZİYARETÇİ DEFTERİ »  İLETİŞİM        »  Anasayfam Yap »  Favorim Yap »  Paylaş

Menü

Musiki

Etiket Bulutu

AĞIR CEZA MAHKEMESİ REİSLİĞİNE DİYARBAKIR
AYASOFYA
BEDİÜZZAMAN İLE TANIŞMASI
BEDİÜZZAMAN'IN MEHMED KAYALAR VE TALEBELERİ'NE VERDİĞİ KIYMET
DİYARBAKIR SULH CEZA MAHKEMESİ MÜDAFAASI
DOKUNMA
EKONOMİK KALKINMA İLE ALAKALI SUALE VERİLEN CEVAP
ESMA-İ HÜSNA
HAKİKAT IŞIKLARI
HATIRALAR
İSLAMDA UHUVVET VE İTTİHAD
MEHMED KAYALAR VE HAYATI
MEHMED KAYALAR'I RİSALE-İ NUR HAREKETİNDE ÖNEMLİ KILAN İKİ BÜYÜK ÖZELLİK
MEHMED KAYALAR'IN VEFATI
MUKADDİME- ÖNSÖZ
NEFSE DERS
NUR MÜELLİFİNE
SABIR VE ŞÜKÜR
VECİZELER
YAYINEVLERİNE HATIRLATMA

Arama

   Sayfalar

RSS Takip Tavsiye Et İndir (.doc) Okunma: 3278
ALİ ÇAKMAK AĞABEY

Nurdan Kıvılcımlar MEKTUPLARI

 

                                        ALİ ÇAKMAK AĞABEY

ÜSTADIN DEFNİ

 

        Yer gök insan, on binlerce insan toplanmış. Cuma gecesi Ramazan’ın 27’sinde kabre kondu. Dergahın kapısını kapatmışlar, kimseyi almıyorlar, içeride cenazenin başında birkaç yüz kişi var. Biz de gittik, içeride Tahsin Tola Ağabey var, Tahsin Ağabeyi de ben tanımıyordum, Hamza Emek tanıyor. Hemen çağırdı; “Biz Bursa’dan geldik, bizi içeriye al” dedi. Emniyet müdürünü aldı geldi, rica ettik içeriye girmek için ama, emniyet müdürü; “Kardeşim hanginizi alayım bu kadar kalabalık burası” dedi. Boynumuzu büktük. Gittiler ama, emniyet müdürü sonradan tekrar yanımıza geldi; “Bursa’dan gelenler, gelin içeri” dedi. O yoldaki sıkıntıyı çekmemizin mükafatı böyle oldu.

 

Gittim, ancak mezarın yanına yaklaşmama imkân yok, çok kalabalık. Yeni tanıştığım bir başçavuş hemen orada beni gördü, çok uzun boyluydu, elini uzattı ve beni mezarın başına çekti. O sırada Üstad mezara konmuştu, biz de toprak attık. Cenab-ı Hakk nasip etti.

 

Sonra birisi “Bediüzzaman’ın Kur’an muhafızı olduğunun bir alameti” dedi. Çünkü herkesin elinde bir Cevşen ve Kur’an. Binlerce insan okuyor. Biz de okuyoruz. Sonra belediye hoparlöründen anons yapıldı; “Dışarıdan gelen yabancılara iftar verilecek, Ulu Camii avlusuna gelsinler” diye anons yapıldı. Bu bile öyle büyük bir hadise ki, belediye ağzından nur talebeleri davet ediliyor!... O günlerde ne haldeydik. Bu bile bize büyük bir bayram havası yaşatıyordu.

 

 

MEHMED  KAYALAR  AĞABEYİN

 KONUŞMASI  VE  MÜŞAHEDESİ

 

Bir ara Sungur Ağabey ayağa kalktı, konuşma yaptı ve dua etti. “Gidelim kardeşlerim, iftar yaklaşıyor” dedi ama kimse kalkmıyor, bir müddet daha devam etti.

 

Ben cenazenin ayak ucundaydım, baş tarafında uzun boylu şecaatli birisi ayağa kalktı, tanımıyordum. O kişi konuşmaya başladı. Çok mükemmel bir konuşma yaptı, dua etti, “Gidelim kardeşlerim” dedi ama yine kalkan yok.

 

Asr-ı Saadet’in aynısı, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam’ın vefat ettiği andaki Hz. Ebubekir radıyallahu anh Efendimizin o ifadelerini aynen kullanarak;

 

 

                 “ Kardeşlerim

 

 Eğer Bediüzzaman’a tabi iseniz

                              bilin ki  O öldü.

 Eğer ki Risale-i Nur’a tabi iseniz

                               bilin ki O yaşıyor ”

 

 

 dedi. Herkeste bir canlanma oldu. Herkes ağlıyor, fakat gözlerinin içi de gülüyor. Bunu ben bizzat müşahede ettim.

 

Kalktık yürüyoruz, ön tarafta Sungur Ağabeyler, hemen arkasında ben vardım, giderken dergahtan çıkmak üzereyken o zat –ki MEHMET KAYALAR  Ağabey imiş- Üstad Hazretleri ona “Şark Fatihi” derdi ve Şarktan gelmek isteyenlere “Gelmeyin, bana bedel Muhammed’i ziyaret edin” derdi. Yürürken arkasına döndü;

 

 

 “Kardeşlerim

 Ne acayiptir ki ölü diriye telkin veriyor” dedi. Kim ölü, kim diri…

 “Üstad’ımız o meleğin sualine karşılık öyle bir cevap verdi ki ehl-i semavat dinledi”

 

 

      diyor. Herkeste bir rahatlama oldu.

 

 

                                                 ALİ ÇAKMAK AĞABEY'DEN HİZMET HATIRALARI-4


***